Güven yoksa, sonuç sıfır!
İnsanlara ödediğin parayla aslında onların güvenini kaybetmesini sağlıyorsun. Karar verme süreçlerini yavaşlatıyor, en iyi yeteneği de kapı dışarı ediyorsun. Bu kadar basit.
Mikro yönetim dediğin şey, yüksek standart demek falan değil; düpedüz düşük güven demektir. Bunun bir bedeli var kardeşim: İnsanlar inisiyatif almayı bırakır, yenilikçilik yavaşlar ve o motivasyon dediğin şey buhar olup uçar.
Çözüm ne mi? Kontrol manyaklığını bırakıp güvene yatırım yapacaksın.
Bir dönem en büyük hatam, ekibin inisiyatif almasına farkında olmadan izin vermemekti. Bunun sebebi de aslında geçmişte işin daha ilk tohumlarını atarken her şeyi kendim yaparak alışmamdı. Bazen tam da bu yüzden yöneticiler ilerlemeyi engelleyebiliyor. Ekibin de motivasyonu kalmıyor bu sefer çözümü sessiz sessiz çalışmakta buluyorlar. Çok sürmeden bunu fark edip düzelttim.
Bak sana nasıl yapılacağını anlatayım.
Önce yapılacaklar listesi yerine, sadece büyük vizyonu koy ortaya. Senin işin takımına yol göstermek, tepelerinde beklemek değil. İnsanlara düşünme alanı ver ki, sadece sonuçtan değil, sürecin kendisinden de sorumlu hissetsinler.
En önemlisi güvenli bir ortam yarat; insanlar başarısız olmaktan korkmadığında, en iyi işlerini çıkarırlar.
Ekiplerin, onlara inandığını bildiği zaman; sadece kalmakla yetinmezler, her gün elinden gelenin en iyisini ortaya koyarlar. Bunu istemene bile gerek kalmaz, zaten yaparlar. Müthiş yöneticiler güven gösterdiğinde, müthiş çalışanlar da o güveni hak ettiklerini kanıtlama motivasyonunu bulur.
İyi işe alım yapacaksın. Vizyonu netleyeceksin. Sonra da aradan çekileceksin. İşte bu kadar.